Kereste ilk alındığında genelde hiçbir sorun yokmuş gibi görünür. Düzgündür, temizdir, işlenmeye hazırdır. Ama asıl mesele kullanıldıktan sonra başlar. Bir süre geçer, yüzeyde ince çizgiler oluşur, sonra bu çizgiler büyür ve çatlaklara dönüşür. Çoğu kişi bunu malzemenin kalitesine bağlar ama işin aslı biraz daha farklıdır.
Kereste aslında durağan bir malzeme değil. Kesildikten sonra bile bulunduğu ortama uyum sağlamaya çalışır. Eğer içindeki nem dengesi doğru ayarlanmamışsa, bulunduğu ortamın sıcaklığına ve nemine göre hareket eder. Bu hareket dışarıdan görünmez ama içeride ciddi bir gerilim oluşturur. O gerilim de bir noktada çatlak olarak kendini gösterir.
Burada en kritik nokta kurutma sürecidir. Dışarıdan bakınca kuru gibi görünen birçok kereste aslında içten içe nemlidir. Yüzey hızlı kurur, iç kısım daha yavaş. Bu fark ne kadar büyükse, çatlama ihtimali de o kadar artar. Özellikle hızlı kurutulmuş malzemelerde bu durum çok daha belirgin olur.
Bir diğer konu da lif yapısı. Kereste her parçada aynı davranmaz çünkü lif yönü her yerde farklıdır. Lif yönüne dikkat edilmeden kesilen ya da zorlanan parçalar zamanla kendi doğal formuna dönmeye çalışır. Bu da ya çatlama ya da eğilme olarak ortaya çıkar.
Depolama da çoğu kişinin hafife aldığı bir konu. Keresteyi aldıktan sonra güneş altında bırakmak, zemine temas ettirmek ya da düzensiz istiflemek malzemenin dengesini bozar. Bu da yine çatlamaya zemin hazırlar.
Bu işin özeti şu: çatlama genelde tesadüf değil, sürecin bir sonucudur. Doğru kurutulmuş, dengeli nem oranına sahip ve düzgün işlenmiş bir kereste kullanıldığında bu risk ciddi şekilde azalır. O yüzden sadece fiyatına bakarak kereste seçmek çoğu zaman sonradan daha pahalıya mal olur.
Alwado olarak biz bu noktaya özellikle dikkat ediyoruz. Kerestenin sadece kesilmiş olması değil, kullanıldığı yerde stabil kalması önemli. Kontrollü kurutma ve dengeli nem yapısı sayesinde malzeme uygulamadan sonra sürpriz çıkarmaz.

